İlerleme var, ancak sonuçlar bütün Avrupa’ya eşit yansımıyor

ECDC verileri, 2006’dan bu yana akut hepatit B enfeksiyonlarında sürdürülen düşüşün aşılama ve uzun yıllardır uygulanan korunma programlarının etkisini gösterdiğini belirtiyor. Akut hepatit B vakaları içinde 25 yaşından küçüklerin payı 2015’te yüzde 11 iken 2024’te yüzde 8’e geriledi.

Gebelikte hepatit B taraması AB/AEA kapsamındaki 30 ülkede rutin uygulama hâline geldi. Bu programlar anneden bebeğe bulaş oranının bölge genelinde yüzde 2’nin altına indirilmesine katkı sağladı. Kan, doku ve hücre güvenliği için tarama sistemlerinin yaygınlaşması da önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor.

Beş milyon kişi kronik hepatit B veya C ile yaşıyor

Olumlu gelişmelere rağmen ECDC, AB/AEA’da yaklaşık beş milyon kişinin kronik hepatit B veya C enfeksiyonuyla yaşadığını tahmin ediyor. Bu enfeksiyonlarla bağlantılı karaciğer hastalıklarının yılda yaklaşık 60 bin ölüme yol açtığı bildiriliyor.

Hepatit B ve C uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle yalnızca belirti gösteren kişilere test uygulanması, enfeksiyonların önemli bir bölümünün geç fark edilmesine neden olabilir. Test politikaları; yerel hastalık yükü, risk değerlendirmesi ve ulusal sağlık programları doğrultusunda planlanmalıdır.

Çocukluk çağı aşılamasında hedefe yalnızca dokuz ülke ulaştı

ECDC’nin değerlendirdiği 25 ülkeden yalnızca dokuzu, çocukların yüzde 95’inin hepatit B’ye karşı tam aşılanması yönündeki Dünya Sağlık Örgütü hedefine ulaştı. Bazı ülkelerde aşılama oranlarının son yıllarda gerilemesi, kazanımların kalıcı olmadığını gösteriyor.

Hepatit B aşısı enfeksiyonu ve hepatit D’yi önlemede önemli bir araçtır. Ancak aşı gereksinimi ve takvimi kişinin yaşına, önceki dozlarına ve sağlık durumuna göre değişebilir. Okuyucuların kişisel plan için aile hekimi veya ilgili sağlık profesyoneline başvurması gerekir.

Toplum temelli korunmadaki boşluklar neden önemli?

ECDC, bulaş yolu bilinen hepatit C vakalarının önemli bölümünün damar içi madde kullanımıyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. Steril enjeksiyon ekipmanına erişim ve kanıta dayalı zarar azaltma hizmetleri enfeksiyon bulaşını azaltabilir; ancak bölgedeki kapsam hâlâ yetersiz.

Değerlendirilen ülkelerden yalnızca yedisinin steril enjeksiyon ekipmanı dağıtımında WHO hedefini karşıladığı bildirildi. Cezaevi gibi sağlık hizmetine erişimin sınırlı olabildiği ortamlarda test, korunma ve bakıma yönlendirme sistemlerinin geliştirilmesi de 2030 hedefi açısından kritik görülüyor.

Bu veriler bireyler için ne anlama geliyor?

Avrupa ortalamaları kişinin enfeksiyon durumunu göstermez. Daha önce kanla temas, steril olmayan tıbbi veya kozmetik işlem, ortak enjeksiyon ekipmanı kullanımı ya da hepatit B ve C açısından başka bir risk yaşanmışsa test gereksinimi sağlık profesyoneliyle görüşülmelidir.

Tıraş bıçağı ve diş fırçası gibi kanla temas edebilecek kişisel eşyaların paylaşılmaması, dövme ve piercing işlemlerinde steril malzemenin doğrulanması ve hepatit B aşı kayıtlarının kontrol edilmesi günlük yaşamda uygulanabilecek adımlardır. Hepatit B ve C sıradan sosyal temas, sarılma veya aynı masada yemek yeme yoluyla bulaşmaz.

Ne zaman profesyonel destek alınmalı?

Ciltte veya göz akında sararma, koyu idrar, açıklanamayan şiddetli yorgunluk, tekrarlayan kusma ya da artan karın ağrısı varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bilinç değişikliği, bayılma, olağandışı kanama veya hızla kötüleşme acil değerlendirme gerektirir; bu durumda 112 aranmalıdır.

Belirti bulunmaması enfeksiyonu dışlamaz. Olası temas sonrasında internetten test sonucu yorumlamak veya başkasının tedavisini uygulamak yerine yetkili sağlık kuruluşundan kişisel değerlendirme alınmalıdır.

2030 hedefi için hangi adımlar öne çıkıyor?

ECDC; yüksek ve sürdürülebilir aşılama oranları, erişilebilir test programları, kan ve tıbbi işlem güvenliği, toplum temelli korunma hizmetleri ve tanı alan kişilerin bakıma hızlı bağlanmasını öne çıkarıyor. Ülkeler arasındaki uygulama farkları giderilmeden bölgesel hedeflere ulaşmak zor görünüyor.

Yeni açıklama, etkili araçların mevcut olduğunu ancak erişimin belirleyici kaldığını gösteriyor. Sonuçların düzenli ölçülmesi, hizmetlerin damgalayıcı olmayan bir dille sunulması ve ulaşılması güç grupların karar süreçlerine katılması ilerlemenin temel koşulları arasında.